Dahi Analist etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Dahi Analist etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Mayıs 2007 Pazar

Stuttgart'ın Yolları Taşlı, Geliyor Kara Kaşlı (öykü denemesi)

"Ulan tez yazmamak için bir bahane bulsam" derken kaleme aldığım kısa bir öykü denemesini blogumuzda yayınlamak istiyorum. Motorsporları düşkünü bir genci anlattığı için buraya uyacağını düşündüm. İnşallah beğenirsiniz.

-0-

Herkesin hayatı zordu, ama onunki daha da zordu. Hayatının yolları daha dönemeçli, daha kasisliydi sanki. Gerçi o, hayatına giren bayanlardan öğrendiği üzere kasise kavis derdi. Yollarının zorluğunu anlatması açısından kavis de yanlış sayılmazdı aslında. Kavislerde yanlamaktan yorulmuştu.

En büyük tutkusu arabalardı. Ankara'nın lüks semti Bilkent'in lüks bir alışveriş merkezinde otoparkçı olarak çalışıyordu ve bu sayede Ankara ilinin en lüks arabalarına yakın olma şansına erişmişti.

Favori arabası Renault 9'du. Otoparka müşterilerden biri Renault 9'unu bırakırsa saatlerce arabayı seyreder, arada okşar, kaputunu sever ve arkadaşlarından biri o gün fotoğraf makinesi getirdiyse, arabayla fotoğrafını çektirirdi. Fotoğraf makinesine pek alışkın olmadığından poz vermesini bilmez, fotoğraflarda genelde konuşurken çıkardı. Fotoğraf çekilirken Renault 9'un teknik özelliklerini saymaya başlardı ama daha beygir gücüne gelmeden fotoğraf çekildiği ve söylediklerinin çoğu boşa gitti diye fotoğrafı çeken arkadaşına sinirlenirdi. Biraz asabiydi.

Rüyalarında kendini araba yarışçısı olarak görürdü. Arada topraklarıyla kurdukları vasati rakı sofralarında bir gün yarışçı olacağını söyler, elleriyle hayali direksiyonunu sağa sola çevirir, diğer arabaları nasıl birer birer geçtiğini herkese gösterirdi. Tabi bu hayali yarıştan sonra eline geçen tek şey arkadaşlarının alay eden kahkahalarıydı. Kendilerini ondan daha seçkin gören arkadaşları, bu manevra hareketlerini yeniden ve yeniden anlatır, onun hayallerini başkalarının tebessümlerine defalarca kere daha gömerlerdi.

Başta da demiştik ya, onun hayatı zordu, aksi gibi Stuttgart yolları da taşlıydı...

Yazar'ın notu: Öykü'nün bundan sonrası okuyucunun hayal gücüne bırakılmıştır. Yazar'ın uykusunun gelmesiyle alakası yoktur.

25 Mayıs 2007 Cuma

Tarihten Yapraklar (Montoya)..

Motorsporları grubu için yapılan 28.7.2004 tarihli Pablo Montoya ropörtajını blogumuzda yeniden yayınlıyorum:


A.H: Evet Pablo, bize biraz kendinden bahseder misin?

JPM: Ben Kolombiya'da orta direk bir ailenin çocuğu olarak büyüdüm. Motorsporlarına her zaman ilgim vardı, ve yüce İsa'ya şükürler olsun ki, sonunda bir F1 pilotu olabildim.

A.H: Hmmm, çok ilginç bir noktaya değindin Pablo.. Demin F1 derken neyi kastettin?
JPM: Formula 1 in kısaltılmışı F1.

A.H: Peki Formulanın ne demek olduğunu bilmeyen motorsporları tutkunları için biraz anlatabilir misin Formula 1 i.
JPM: Tabi ki.. Bunun için özel dizayn edilmiş otomobiller var, sonra dünyanın bir kaç ülkesinde pistler var, biz de takımlar halinde yarışıyoruz.

A.H: Gerçekten çok ilginç, yarış derken ne türlü bir yarış?
JPM: Hıza bağlı bir yarışı

A.H: At yarışı gibi mi?
JPM: Benzer, yalnız at değil araba var işte..

A.H: Benim de arabam var. Ford Focus 1.6 Ghia
JPM: Aa öyle mi? Tebrikler..
A.H: Sağol

(Kısa bir sessizlik)

A.H: Takımlar var dedin, takımları kendiniz mi kuruyorsunuz?
JPM: Yok, takımlar zaten var, onlar bize teklif sunuyor, biz de kabul edersek, sözleşme süresi boyunca yarışıyoruz işte..

A.H: Sen hangi takımlısın?
JPM: şu anda BMW Williams, ama seneye transfer oluyorum.
A.H: Hayırlısı neyse o olsun.

JPM: Haklısın, ben de çocuklarımın geleceğini düşünmek zorunda olan bir insanım. bu meslekte belirli bir yaş limiti var, o yaşıma kadar ne kadar para vurursam kardır.
A.H: Sizin iş de zor be..
JPM: Hangi iş kolay ki.. ama işi şerefinle yaptıktan sonra hepsi kutsal..

A.H: Haklısın, ben bi yüzüp geliyorum
JPM: Ok, deniz güzel ama hamam suyu gibi..
_____________

Denizden döndüğümde Pablo malasef plajdan ayrılmak zorunda kalmıştı.
Fakat ropörtajın bu kadarının bile F1 in bilinmeyen iç yüzünü ortaya
koyduğunu düşünüyorum.

23 Mayıs 2007 Çarşamba

Good Old Days..

Eski güzel günleri hatırlayalım dedim bazı fotoğraflarla:

1. BAR takımıyla diploma almamı kutlarken:


2. Fisichella ile yarış sonrası galibiyeti kutlarken:


3. Yakın dostum Button'la yağmurlu bir günde padokta gezerken: